ACELE KAMULAŞTIRMA USULÜ ve ACELELİK HALİ

Anayasanın 46.maddesindeki düzenlemeye paralel olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çıkarılarak  kamulaştırmaya ilişkin esas ve usuller düzenlenmiştir. Bu kanun kapsamında olağan ve istisnai usullere de yer verilmiştir. Trampa yolu ile Kamulaştırma, Kısmen Kamulaştırma ve Acele Kamulaştırma halleri istisnai kamulaştırma usulleri olarak düzenlenmiştir.

İstisnai usullerden  olan Acele Kamulaştırma  Usulü Kamulaştırma Kanunun 27.maddesinde çerçeve bir hüküm olarak düzenlenmiş , genel , soyut, belirli olmayan ifadeler kullanılmıştır. Bu husus, istisnai bir hüküm olan acele kamulaştırma usulünün, genel bir usul olarak kullanılmasına sebebiyet vermiştir. İlgili maddede acelelik konusunda Bakanlar Kuruluna  muğlak ifadelerle karar alma yetkisi verilerek istisnai usulün  uygulama alanı daha da genişletilmiştir. Dolayısıyla acele hallerin neler olduğunun ve nasıl yorumlanması gerektiğinin, Bakanlar Kurulunun yetkisinin sınırının Danıştay kararlarıyla çözümlenmesi gerekmektedir.

Kamulaştırma Kanunu’nun 27.maddesi şu şekildedir;

“3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. (1) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir.”

Görüldüğü üzere; acele kamulaştırma ,olağan kamulaştırmadan farklı olarak, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan yapılmak üzere, öngörülen usul ve şekilde taşınmaza el koyma şeklidir. Sonuçta bir kamulaştırma usulü olması hasebiyle kamulaştırmasız el atmadan  ayrılmaktadır. Ayrıca yine Kanunun 16.maddesinde düzenlenen Acele İşlerde el koymadan da farklı bir usuldür.

Acele Kamulaştırma Yapılabilecek Haller

Kamulaştırma Kanunun 27. maddesinde acele kamulaştırma yapılabilecek haller sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre;

1- 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunun uygulanacağı yurt savunması hallerinde,

2- Aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde,

3- Özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda, acele kamulaştırma yapılabilir.

 

1: 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunun Uygulanacağı Haller

3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun 1. maddesinde kanunun hangi koşullarda uygulanacağı belirtilmiştir: “Seferberlik ve savaş hali ile bu hallerin henüz ilan edilmemiş olduğu ancak savaşı gerektirebilecek bir durumun meydana geldiği gerginlik ve kriz dönemlerinde yapılacak seferberlik hazırlıkları ile kıtaların toplanması esnasında, alelade vasıtalarla temin edilemeyen bütün askeri ihtiyaçları veya hizmetleri bu Kanun hükümleri dairesinde vermeye veya yapmaya her şahıs borçludur.”

2: Bakanlar Kurulunca Aceleliğine Karar Alınacak Haller

Hukuki anlamda ‘acil’ kavramı ; yakın bir tehlikeyi ,ani ve ağır tehdit halini ,hatta giderilmesi güç bir zarar doğuracak hali kapsamaktadır.

İdarelerin yaptıkları işlemlerin sebep unsuru bakımından , idarelere takdir yetkisi tanıyan birçok mevzuat hükmü bulunmaktadır. Bazı hallerde sebep unsuru kanunda açık olarak gösterilmiş iken ;bazı hallerde belirsiz kavramlarla gösterilmiştir. ”Kamu düzeni”, “kamu yararı” , “görülen lüzum” gibi belirsiz kavramların varlığı halinde  idareye işlemin sebep unsuru bakımından takdir yetkisi  tanınmış olmaktadır. Acele Kamulaştırma Usulünde de belirtilen acelelik  kavramı da niteliği itibariyle belirsiz bir kavramdır. Bir durumun ya da olayın acele olarak nitelendirilmesinde Bakanlar Kuruluna takdir yetkisi  tanınmıştır. İdareye takdir yetkisi tanınması, işlemlerin uygulamadaki  genişliği düşünüldüğünde, zorunluluk olarak ifade edilebilir. Anayasa Mahkemesi de kararlarında bu hususu “idarelerin karşılaştıkları farklı durumlar karşısında  en uygun çözümü üretebilmeleri için takdir yetkisiyle donatılmaları  zorunludur.” Şeklinde ifade etmektedir. Takdir yetkisi zorunlu olmakla birlikte yargı denetiminden muaf değildir. Nitekim Anayasanın 125.maddesi gereğince , idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır. Bu nedenle idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı idari yargı mercilerince  denetlenmektedir.

Danıştay takdir yetkisinin mutlak ve keyfi olmayıp kamu yararı amacına ve hizmetin gereklerine uygun olarak kullanılmasının zorunlu bulunduğunu, bu hususun sağlanması için idarenin takdir yetkisi içinde aldığı karar ve işlemlerde objektif gerçekçi ve hukuken geçerli sebeplerle somut delillere dayanması gerektiğini kararlarında vurgulamaktadır.

Acelelik ve acele hallere hangi durumların girebileceği konusunda kanunun lafzi düzenlemesine bakılacak olursa acele hallerin ,yurt savunmasını gerektiren hal ve olağanüstü hal gibi olağan dönemden farklılık arz eden durumlarla  eş değer mahiyetteki durumlar için kullanılması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılacak kamulaştırmalar için ,kamu hizmetinin yerine getirilmesinde taşınmaza acil gerekliliğin mutlak bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca kamu yararı amacının olağanüstü  bir usulün uygulanmasını gerektirecek nitelikte olması gerekmektedir.

Uygulamada Bakanlar Kurulunun aldığı kararlara bakıldığında ise genel olarak kentsel dönüşüm , enerji , turizm , kentsel yenileme gibi kamu hizmeti konularında acele kamulaştırma kararı  verildiği görülmektedir. Bunlara örnek olarak;

“İstanbul İli, Fatih İlçesinde yürütülen kentsel yenileme projesi kapsamında ekli listede bulundukları mahalle ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Fatih Belediyesi tarafından acele kamulaştırılması; İçişleri Bakanlığının16/8/2012 tarihli ve 21879 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 10.9.2012 tarihinde kararlaştırılmıştır.”

“Siirt İli, Pervari ve Şirvan ilçelerinde tesis edilecek Çetin Barajı ve Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla ekli listede bulundukları köy ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaştırılması; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 3/9/2012tarihli ve 976 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 10/9/2012 tarihinde kararlaştırılmıştır.”

“Atatürk barajının yapılması sebebiyle su altında kalacak Adıyaman İli Samsat İlçe merkezinin yeni yerleşim yerinin, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce acele kamulaştırılmasına,” ilişkin kararlar gösterilebilir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 62. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yapılan değişiklikle  5625 sayılı Kanununun 5. Maddesi şu şekildedir: “Arsa temini, mülkiyet ve kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması şartı, baraj ve büyük sulama, içme suyu isale hattı, enerji nakil hattı, trafo, trafo merkezleri, şalt tesisleri, kaptajlar, su depoları, karayolu, liman ve havaalanı, demiryolu, petrol ve doğalgaz boru hattı projelerinde aranmaz.”

Bu hükümle birlikte özellikle enerji yatırım projelerinin hızlandırılması amacıyla uygulamada sıkça acele kamulaştırma usulüne başvurulmaktadır. Acele Kamulaştırma Usulünde  acelelik durumunun belirsiz bırakılması karşısında Bakanlar Kuruluna geniş bir takdir yetkisi bırakıldığı açık olmakla birlikte bu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, yargı denetimine tabi olduğu, acelelik halinin  Bakanlar Kurulunca kanunun  lafzı ve amacı dikkate alınarak yorumlanması gerektiği ,hukuki belirliliğin sağlanması açısından acelelik hali ve bu hali gerekli kılan durumların açıkça gösterilmesi ,acele kamulaştırma yapılamadığı takdirde kamu yararı amacının gerçekleşemeyeceğinin ve kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun gösterilmesi, Bakanlar Kuruluna verilen bu yetkinin yetki devri sonucunu doğuracak unsurları taşımaması  gerektiği  hususları  Bakanlar Kurulunca  karar alırken gözetilmesi gereken hususlardır.

Acele kamulaştırma konularının yargısal denetiminde dikkate alınan değerlendirme ölçütleri ise Danıştay Kararları çerçevesinde şu şekildedir;

“Uyuşmazlığa konu edilen, yenileme alanı olarak tespit edilen bölgenin kamulaştırılmasında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27.maddesinin uygulanmasının kararlaştırıldığı ve “aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak haller” kapsamında dava konusu kararın alındığı görülmekte olup, bu durumda aceleliği gerektiren durumun varlığı yönünden yargısal inceleme yapılması gerekmektedir. Tarihi ve kültürel yapı ile bu özellikleri taşıyan alanlarla ilgili çalışmaların güç ve zahmetli bir iş olduğu kadar, bu bölgelerin ruh ve yapısının geniş bir zaman dilimi içerisinde yok olmakla karşı karşıya kalması nedeniyle, tarihi ve kültürel varlıkların ve değerlerin korunması amacıyla yenileme alanları içerisinde yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgede konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanlarının oluşturulması, doğal afet risklerine karşı önlemler alınmasına yönelik olarak kamulaştırılmasında acele kamulaştırmaya ilişkin hükümlerin uygulanmasında kamu yararı bulunduğundan, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.”

  • Örnek kararda Danıştay tarafından , tarihi ve kültürel varlıkların ve değerlerin  korunması amacıyla yenilenme alanlarına ilişkin yapılan acele kamulaştırmalarda, 27.maddede düzenlenen acele hallerin  ve kamu yararının var olduğu kabul edilmiştir.

“5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğunun belirtilmiş olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, yenileme projelerinin uygulanmasında öncelikle anlaşma yoluna gidilmesi gerektiği, anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanunun 27. Maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, 5366 Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin yukarıya alınan maddeleri uyarınca tespit ve ilan edilen bir yenileme alanı mevcut olmadığı gibi, 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm projesi uygulanabilmesi için aranan koşulların varlığının tek başına acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı”

  • Kentsel Dönüşüm Projelerinin uygulanabilmesi , tek başına acele kamulaştırma için yeterli değildir. Olağan kamulaştırma yapılması halinde kamunun uğrayacağı herhangi bir zararın ortaya koyulamaması, olağanüstü bir usul olan acele kamulaştırmayı gerektiren bir durumun olmadığını göstermektedir.

“Dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin savunmasında, taşınmazın bulunduğu alanın 1. derece deprem kuşağında yer aldığı, bu alanda bulunan konutların çok eskidiği, ömrünü tamamladığı, 1. derece deprem kuşağında yer alan bölgenin olası bir depremde can ve mal güvenliği açısından tehlike arz edeceği, sağlıklı bir yapılaşmanın ivedilikle sağlanabilmesi açısından acele kamulaştırmaya ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, Bingöl Belediye Başkanlığının 20.02.2012 tarihli, 329 sayılı İçişleri Bakanlığı hitaplı acele kamulaştırma kararı alınması talepli yazısında; söz konusu alanın 1. derece deprem bölgesinde kaldığı ve bu alanda bulunan yapıların depreme 33 Danıştay 6. Dairesi E.2009/11784, K.2011/4024,T. 26.10.2011 (Yayınlanmamış Karar) 216 MÜHF – HAD, C. 19, S. 3 dayanıksız olduğu en kısa sürede dönüşümün sağlanması zaruret ve aciliyet arz ettiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde belirtilen acele kamulaştırma şartının gerçekleştiği anlaşıldığından tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”

  • Derece Deprem Bölgesinde bulunan bir taşınmazın kamulaştırılması Danıştay tarafından acele haller kapsamında kabul edilmiştir.

 

  • Danıştay bir başka kararında da dere yataklarının ıslahı projesi kapsamında yapılan acele  kamulaştırma uygulamalarını, acele kamulaştırma şartları gerçekleştiği için hukuka uygun bulmuştur.

Sonuç olarak Danıştay ,acele kamulaştırma usulü ile yapılmak istenen kamulaştırmalarda, olayın içeriğine göre değerlendirmeler yaparak ,somut  olayda aceleliğin zorunlu olup olmadığına göre karar vermektedir. Dolayısıyla Bakanlar Kurulu acele kamulaştırma kararı verirken kamu yararı ve olağanüstü koşulların oluşup oluşmadığı, kamu yararının olağan usulle karşılanamayacak olması ve kamunun uğraması muhtemel zararının tespitine ilişkin ölçütleri, esas almalıdır.

***

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir