KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA

 

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA

 

İLGİLİ HÜKÜMLER

Anayasa Madde 35: Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.

Anayasa Madde 46: (Değişik: 3.10.2001-4709/18 md) Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.

AİHS Ek 1. Protokol Madde 1 – Mülkiyetin korunması

Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.

Anayasamızdaki ve başta 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu olmak üzere diğer kanunlarda kamulaştırma ile ilgili hükümlere rağmen idare, yasalardaki esas ve usullere uymadan özel mülkiyette     bulunan bir taşınmaza üzerinde tesis veya bina yapmak yahut bir hizmete tahsis etmek suretiyle tamamen veya kısmen el koyarak mal sahibinin bu taşınmazı toplum yararına aykırı olmaksızın kullanmasına engel olmakla kamulaştırmasız el atmayı gerçekleştirmiş olmaktadır. Ancak idarenin kamulaştırma yapmadan gerçekleştirdiği her el koyma fiili kamulaştırmasız el atma niteliğinde değildir. Nitekim kamulaştırmasız el atma için aşağıda belirtilen şartların gerçekleşmiş olması gerekir.

  1. El koyan idarenin, devlet, kamu tüzel kişisi ya da yararına kamulaştırma yetkisi tanınmış olan kamu tüzel kişisi, kamu kurum ve kuruluşları, özel hukuk gerçek ve tüzel kişilerinden olması gerekir.
  2. El koyma kamu yararı amacıyla yapılmış olmalıdır. Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamusal niteliği haiz olduklarından aslen kamu yararı amacı taşımaktayken, özel hukuk kişilerinin asıl amacı ticari olduğundan gerçekleştirdikleri el koyma kamu yararı amacı taşımıyorsa el koyma niteliğinde değildir. Bu kapsamda yargı kararlarında demir çelik fabrikalarının yaptığı el koymalar kamulaştırmasız el atma kabul edilmezken, Telekom’un yapmış olduğu el koymalar kamulaştırmasız el atma olarak kabul edilmektedir.
  3. El koyma hukuken el koyma veya fiilen el koyma şeklinde olmalıdır.
  4. İdarenin taşınmaza geçici olarak değil sürekli olarak sahiplenme kastı ile el koyması gerekir.
  5. İdarenin taşınmaza kamulaştırma yapmadan veya kamulaştırma işlemlerini tamamlayıp kesinleştirmeden el koyması gerekir.

 

 

 

Yukarıda belirtilen şartlar gerçekleşmiş olsa dahi her el koyma, var olan istisnalar nedeniyle kamulaştırmasız el atma sayılamayacaktır. Bu istisnaları şu şekilde ayırt edebiliriz;

  1. 221 Sayılı Kanundan Kaynaklı:9 Ekim 1956 tarihinden önceki el koymalar, bu kanunun yürürlüğe girmesi ile kamulaştırma sayıldığından kamulaştırmasız el atmadan bahsedilemeyecektir.
  2. 3194 Sayılı İmar Kanunundan Kaynaklı:

Düzenleme Ortaklık Payı Kesintisi: İmar Kanunun 18.maddesi uyarınca DOP adı altında bedel ödemeksizin ve kamulaştırma yapılmaksızın taşınmazın tapudaki yüzölçümünden 2003 yılında yapılan değişiklikle birlikte %40 oranında kesinti yapılmaktadır. Bu kesinti kamulaştırmasız el atma oluşturmamaktadır. Bu oranın aşıldığı nispette kamulaştırmasız el atma gerçekleşmiş olur.

Kamu Ortaklık Payı Kesintisi: İmar planlarında taşınmazın sadece yeşil alan, yol vs. gibi kamusal alan olarak ayrılması kamulaştırmasız el atma oluşturmamaktadır.

  1. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunundan Kaynaklı: Taşınmazın Tapu Kaydına Sadece Kamulaştırma Şerhinin Verilmesi, Kamulaştırma Kanunu’nun 35.maddesi gereğince taşınmazın mülkiyet iddiasında bulunulamayacak yerlerden olması, taşınmazın 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun kapsamında yer alması
  2. 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunundan Kaynaklı: Bu kanun kapsamında yapılan el koyma da kamulaştırmasız el atmaya girmemektedir.

 

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA NEDENİYLE AÇILABİLECEK DAVALAR

Taşınmazın Aynına İlişkin Davalar                         Taşınmaza İlişkin Alacak Davaları

1.Elatmanın Önlenmesi Davası                                   1.Tazminat Davası

2.Taşınmaz Bedelinin Tahsili Davası                         2.Ecrimisil Davası

 

TAŞINMAZ BEDELİNİN TAHSİLİ DAVASI

 

DAVANIN DAYANAĞI: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 16.05.1956 gün ve1/6 sayılı kararı bedel davasının kaynağı olmuştur.

“Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibariyle gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine men’i müdahale davası açmaya hakkı olduğuna ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedeli olduğuna karar verildi.”

Bu karar doğrultusunda mal sahibi, idare aleyhine müdahalenin men’i davası açabileceği gibi, el atılan taşınmazın mülkiyetinin devrine karşılık bedel davası da açabilecektir. Bedel davasında talep edebileceği bedel de taşınmazın mülkiyetinin devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değeridir. Kamulaştırma yapmaksızın idarenin taşınmaz üzerinde irtifak tesis etmesi de söz konusu içtihadı birleştirme kararı gereğince kamulaştırmasız el atma niteliğindedir. Bu durumun niteliği gereği ve 4721 sayılı TMK yürürlüğe girmeden önce yürürlükte olan 743 sayılı kanun gereğince taşınmazın üzerinden geçirilen enerji nakil hatları vs. için taşınmaz sahibi müdahalenin meni davası açamamakta olup sadece irtifak nedeniyle ortaya çıkan değer düşüklüğünü talep edebilmekteydi. Ancak 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK’ nın 727/son maddesindeki yeni düzenleme ile taşınmazda dışardan görülebilecek şekilde geçirilen mecralar için noterce düzenleme şeklinde sözleşme yapılması gerektiğinden buna uygun davranmadan el koyan idareye artık taşınmaz sahibi sadece tazminat davası değil el atmanın önlenmesi davası da açabilecektir.

GÖREV: İdare usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapmadan plan ve projeye uygun dahi olsa mülkiyet hakkına müdahale ederek taşınmazın aynına doğrudan doğruya el atarsa, idarenin bu eylemi kamulaştırmasız el atma niteliğinde olacağından bu konudaki uyuşmazlıklar ADLİ YARGI yerlerince karara bağlanır. Ancak idare taşınmaza doğrudan doğruya el koymamakla birlikte taşınmazın ve kamulaştırma sahasının dışında iken plan ve projeye uygun çalışma yaparken veya taşınmaz dışında kurduğu tesisleri kullanırken taşınmaza bir zarar verirse bu zarar İDARİ YARGI yerlerince tam yargı davası olarak görülür. Ancak idari karara dayanmayan veya idari kararlara aykırı yapılan eylem ve işlemler haksız fiil niteliğinde olduğundan bundan doğan davalar ADLİ YARGI yerlerince karara bağlanır.

YETKİ:  Kamulaştırmasız el atmaya dayanan davalardan müdahalenin meni davası taşınmazın aynına ilişkin olup taşınmazın bulunduğu yer mahkemeleri yetkilidir. Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında ise genel yetki kuralları uygulanmaktaydı. Ancak gelişen ve değişen içtihatlarla taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmiştir. Çünkü el atılan taşınmazın bedeline hükmedecek ve sonunda tapuyu iptal edecek olan mahkemenin taşınmaz mahallinde keşif ve inceleme yaparak değer biçmesinin daha doğru olacağı düşünülmüştür.

DAVACI: Taşınmaz bedelinin tahsili davasını ancak tapu maliki veya mülkiyet hakkını kazandığını kesinleşmiş mahkeme kararıyla kanıtlayan mal sahibi açabilir. Taşınmaza el konulduktan sonra taşınmaz malikinin dava açmadan taşınmazı üçüncü bir kişiye satması halinde yeni malik, el atmanın önlenmesi veya taşınmaz bedelinin tahsili davasını açabilmektedir. Taşınmaz üzerinde elbirliği ile mülkiyet olması halinde ise kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında davanın iştirak halindeki tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya tek mirasçı tarafından açılan davaya diğer mirasçıların dahil edilmesi gerekmektedir.

DAVALI: Taşınmaz bedelinin tahsili davasının kamulaştırmasız el atma fiilini gerçekleştiren kamulaştırma yapma yetkisini haiz idareye veya lehine kamulaştırma yapılabilecek özel hukuk tüzel kişisine karşı açılması gerekir. Taşınmaza el koyan idare ile davanın açıldığı sırada taşınmazı elinde bulunduran idare birbirinden farklı ise dava açıldığı tarihte taşınmazı hangi idare kullanıyor ve yararlanıyorsa dava o idareye karşı açılmalıdır. Dava devam ederken taşınmaz başka bir idareye devredilmişse bu durumda davanın reddedilmesi gerekmektedir. Nitekim ıslahla taraf değişikliği de gerçekleştirilemeyeceğinden taşınmazı ele geçiren idarenin davaya dahil edilerek davanın yürütülmesi mümkün değildir. Eğer davacı davasını her iki idareye de yöneltmişse karar taşınmazı elinde bulunduran idare hakkında kurulmalı ve diğer idare açısından dava husumet yönünden reddedilmelidir.

DAVANIN DEĞERİ: El koyulan taşınmazın dava tarihindeki karşılığı dava değerini teşkil etmektedir. Kamulaştırmasız el atma, taşınmaz üzerinde irtifak hakkı tesisi suretiyle yapılmış ise davanın değeri, irtifak hakkının, dava tarihi itibariyle taşınmazın tümünde meydana getirdiği değer düşüklüğüdür.

Bu değer (İrtifak Tesis Edilen Alan x 50) : (Taşınmazın Tüm Alanı)=Değer Düşüklüğü Oranı şeklinde hesaplanmaktadır.

Uygulamada genellikle dava açılırken harca tabi değer olarak belli bir miktar gösterilmekte ve asıl değerin keşif sonucunda belirli olacağı belirtilmektedir. Bu harç davacı tarafından hemen yatırılırsa yargılama sonunda karar verilirken nispi vekalet ücreti, keşif sonunda belirlenip eksik harcı tamamlanan gerçek dava miktarı üzerinden tespit edilir. Ancak eksik harç yargılama devam ederken tamamlanmaz da yargılama sonunda verilen karar ile tahsiline karar verilirse, vekalet ücreti ilk dava dilekçesinde gösterilen bedel üzerinden belirlenir.

DAVA HARCI: Dava açılırken maktu başvurma harcı ile dava değeri üzerinden ¼ oranında nispi peşin harç alınmaktadır. Keşif sonrası alınan bilirkişi raporu uyarınca taşınmaz değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa ıslah dilekçesi verilerek dava değeri arttırılabilir. Mahkemece ıslah dilekçesi hakkında menfi veya müspet bir karar verilebilmesi için arttırılan dava değerinin kesinlikle harçlandırılması gerekir. Aksi takdirde ıslah talebi hakkında karar verilemez.

 

 

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMADA BEDEL TAHSİLİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

 

  • Yol, Karayolları Genel Müdürlüğü’nce müteahhit yüklenici firmaya yaptırılmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü ile firma arasındaki sözleşme, sözleşmede taraf olmayan davacıya bağlanamayacağından, husumetin Karayolları Genel Müdürlüğü’ne tevcihi doğrudur.

Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davalı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün dava dışı yüklenici …. A. Ş. ile yaptığı sözleşme gereğince yol yapılırken davacı taşınmazına el atıldığı bu nedenle de davanın yüklenici firma aleyhinde açılması gerektiği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yol, Karayolları Genel Müdürlüğü’nce müteahhit yüklenici firmaya yaptırılmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü ile firma arasındaki sözleşme, sözleşmede taraf olmayan davacıya bağlanamayacağından, Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılmış davada işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

(5.Hukuk Dairesi 26.04.1999 gün ve 1999/4271-6728)

 

 

 

 

  • Taşınmaza doğrudan müdahale yoksa davaya idare mahkemesinde bakılmalıdır.

Davalı idarenin dava konusu taşınmazın bitişiğinde yaptığı yol inşaatı nedeniyle patlayıcı madde kullanılmasından dolayı dava konusu taşınmazda heyelan oluşmuş ve bu şekilde zarar meydana gelmiştir. Davalı idarenin dava konusu taşınmaza doğrudan doğruya bir müdahalesi mevcut değildir.

 

  • Dava konusu parselden ayrılan bölüm, düzenleme ortaklık payı sınırları içerisindedir. Bu itibarla kamulaştırmasız el atmadan bahsedilemez.

Davacının taşınmazı 3194 sayılı yasanın 18.maddesi uyarınca imar uygulamasına tabi tutulmuş ve yasa gereği %35 düzenleme ortaklık payı alınmak suretiyle imar parseli haline getirilmiştir. Davacının parselinden ayrılan bölüm düzenleme ortaklık payı sınırları içerisinde olduğundan el atmadan bahsedilemez.

  • İlkokullara arsa temini görevi İl Özel İdaresine ait olduğundan, Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddi gerekir.

(5.Hukuk Dairesi 06.05.1999 gün ve 1999/5278-7494)

  • El atılan taşınmazın bedelinin tahsiline karar verildiğinden, davacının payının tapudan terkinine karar verilmesi gerekmektedir.

(5.Hukuk Dairesi 24.06.1999 gün ve 1999/8290-11098)

  • Kamulaştırmasız el atma davalarında ilk bilirkişi raporu geçerli ise yeniden keşif yapılmasına gerek yoktur.

(5.Hukuk Dairesi 04.10.1999 gün ve 1999/13837-14622)

  • Zemin bedeli için açılan davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığından sonradan açılan muhtesat bedelinin tahsili davasının reddine karar verilmesi gerekir.

Davaya konu teşkil eden muhtesatın bulunduğu zemin bedelinin tahsili için davacı tarafından dava açılmış, bedelin tahsiline ilişkin hüküm kesinleşmiştir. Bu davada fazlaya ilişkin hak saklı tutulmamıştır. Muhtesat ile zemin aynı şahsa ait olduğundan, mütemmim cüz kuralına istisna teşkil edecek bir durum yoktur. Zeminin mülkiyetinin devri karşılığında açılan davada muhtesat bedeli talep edilmediğine ve fazlaya ilişkin hak da saklı tutulmadığına göre, davanın reddi yerine kabülüne karar verilmesi hukuka uygun görülmemiştir.

(5.Hukuk Dairesi 18.04.2002 gün ve 2002/6020-9263)

 

  • Dava konusu taşınmaz Belediye imar planına dahil olmakla birlikte henüz imar parseline dönüşmemiştir. Tapuda da tarla olarak kayıtlıdır ve 5706 M2 yüzölçümündedir.. Somut olarak ele alınan emsal ise; dava konusu taşınmazla aynı mahallede olmadığı gibi yüzölçümü de 40 m2´dir. Arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken yakın bölgelerde ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda ve denk yüzölçümlü taşınmaz satışları varsa diğer satışlar emsal olarak alınamaz.

(5.Hukuk Dairesi 2003/19339E. ve 2003/37K.)

  • Dava konusu taşınmaz 192 m2 yüzölçümünde imar parseli olup 139,54 m2’sine davalı idarece yol yapılmak suretiyle el atılmış, geriye 52,46 m2’lik bölüm kalmıştır. Kalan bu yüzölçümüne göre taşınmazdan yararlanma olanağı kalmadığından taşınmazın tüm bedeline hükmedilmesi gerekirken sadece el atılan bölüm bedeline hükmedilmesi doğru değildir.

(5.Hukuk Dairesi 2006/1395E. ve 2007/2035K.)

  • 05.1956 gün 1-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kamulaştırmasız olarak taşınmazına el konulan şahıs, ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el koymanın önlenmesi davası açabileceği gibi, bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmazın değerinin tahsili davası da açabilir. Taşınmaz maliki bu haklardan birini kullanmak üzere zorlanamaz. Ayrıca önceden el atmanın önlenmesi davasını açan taşınmaz maliki, daha sonradan bu istemini bedele ilişkin olarak değiştirebilir. Yapılan incelemede; davacı vekili önce kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi davası açmış, daha sonradan dava konusu taşınmazın bedelinin tahsilini talep etmiştir. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında işin esasına girilerek inceleme yapılıp hüküm kurulması gerekirken, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi davası açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

(5.Hukuk Dairesi 2006/4463E. ve 2006/5242K.)

  • Dava, kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip, enerji nakil hattı geçirilen taşınmazdaki pilon yeri bedeliyle irtifak hakkı karşılığının tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu edilen enerji nakil hattıyla pilon yeri yargılama sırasında kamulaştırılmış ve bu davanın davalısı idarece 4650 s. Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca bedel tespiti ve tescil davası açılmıştır. Mahkemece açılan tespit ve tescil davası bu davayla birleştirilmiş ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Kamulaştırma Kanununun 37 nci maddesi gereğince; Kamulaştırma Kanunundan doğan tüm uyuşmazlıklar basit yargılama usulüyle görülür. Bu nedenle iki davanın birleştirilemeyeceği gözetilerek, tekrar ayırma kararı verilerek, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası için bedel tespit ve tescil davası bekletici mesele kabul edilip, tespit ve tescil davasına karar verilmesi, karar kesinleştikten sonra, kamulaştırmasız el atma davasının konusu kalmadığından reddine, davalı idarece davaya sebebiyet verildiğinden masraflarla vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

(5.Hukuk Dairesi 2004/7864E. ve 2004/10238K.)

 

  • Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle 3194 sayılı İmar Kanunun 18 inci maddesine göre uygulamaya tabi tutularak davacılara pay tahsis edilen dava konusu imar parseli, imar planında lise alanı olarak ayrıldığından; davacıların taşınmazdan bağımsız yararlanma ve başka türlü kullanma olanağı kalmadığına göre; mahkemenin, kamulaştırmasız elatma koşullarının gerçekleştiği yönündeki direnme kararı yerindedir.

(Hukuk Genel Kurulu 2004/5-555E. ve 2005/17K.)

  • Kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmaz bedelinin tahsili davasının açılabilmesi için el atılan taşınmazın tapulu olması gerekir. Dava konusu taşınmaz, tapudaki yüzölçümü üzerinden kamulaştırılmıştır. çaplı kroki kapsamı dışında kalan bölüm için davacı tescil davası açarak, taşınmazı tapuda adına tescil ettirmediğinden, kamulaştırmasız el atma davası açma hakkı doğmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 14 üncü maddesinde yazılı 30 günlük hak düşürücü süreye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur.

(5.Hukuk Dairesi 2003/11584E. ve 2003/13496K.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir